YANDEX-NEWS-RSS

Dünya atasözlerinde şiddet ve kadın korkusu

Ana Sayfa » Gündem » Dünya atasözlerinde şiddet ve kadın korkusu
Paylaş
Tarih : 08 Mart 2011 - 12:17

Kadınlar hakkında yıllardır derlediğim atasözleri sayesinde erkeklerle kadınların aralarının çok uzun süredir açık olduğunu öğrendim. Dünyanın dört bir köşesine ait bu atasözleri, bir kadının hem vücuduna hem de yaşamı boyunca küçük bir kız, eş, anne, kaynana, dul ve ihtiyar bir kadın olarak aldığı rollere dair mesajlar içeriyor.

Atasözleri bir yandan da aşk, cinsellik, hamilelik, doğum, iş, dil hâkimiyeti ve kadın iradesi gibi hayata dair konularda bilgelikler içeriyor. Şaşırtıcı olan, dünyanın farklı yerlerine ait atasözlerinin benzer bir şekilde kadının geleneksel rollerini meşrulaştırmaları. Belli bir kültüre, ülkeye veya dile ait bir atasözüne sıklıkla bambaşka bir yerde rastlanabiliyor. Çoğunlukla komik, bazen de patavatsız olmakla beraber kadınlara, özellikle de kadına karşı şiddete dair verdikleri mesajlar bir hayli şaşırtıcı.

MINEKE SCHIPPERSchipper, Hollanda’daki Leiden Üniversitesi’nde Kültürlerarası Edebiyat Çalışmaları bölümünde öğretim üyesi olarak çalışıyor. Erkek Acı Çeker Kadının Ruhu Duymaz: Dünya Dillerinden Atasözleriyle Kadınlar adlı kitabı NTV Yayınları tarafından yayımlandı.

Medya, kimi zaman kadınlara karşı şiddeti kadınların özgürleşmesinin acı bedeli olarak lanse ediyor. Fakat hayır, bu sorun çok daha eskiye dayanıyor. Değişen, kadın-erkek ilişkilerindeki şiddetin daha önce hiç olmadığı kadar açık bir şekilde konuşulması. Geçtiğimiz yüzyılın ikinci yarısına dek çoğu ülkede aile içi şiddeti suç sayan hiçbir yasa yoktu ve bu konuda pek de konuşulmazdı. Erkeklerin karılarını dövmesi ya normal sayılıyordu ya da yüz kızartıcı bulunduğu için görmezden geliniyordu. Kapalı kapılar ardında olan bitene kimsenin müdahale hakkı yoktu. Avrupa’da eski bir atasözü “Karı koca kavgaya tutuştu mu, mesafeli durun” der.

Atasözleri, erkeklerin, özellikle de kadınlarının ayaklarının büyük olmasına dair kaygılarını hatırı sayılır şekilde yansıtıyor. Malavi’deki Senaların dediği gibi “Kendinden büyük ayakları olan bir kadınla asla evlenme.” Bu uyarının benzerleri birçok yerde görülüyor, hatta tıpatıp aynı istiareye Çince, Telegu (Hindistan) ve İbranicede de rastlanıyor. Büyük ayaklar, çocuk doğurmak ve evi çekip çevirmek dışında kadınların sahip olmaması gereken özellikleri simgeliyor. Kadınların ayaklarının kocalarınınkinden daha büyük olmamasını öğüdeyen atasözleri, kadınların toplum içindeki varlıklarını sınırlamaya yelteniyor. Atasözlerine göre, kadın bu öğüdü dinlemediği takdirde davranışının sonuçlarına fiziksel olarak katlanmak zorunda. Hakikaten de dayak konusu dünyanın bu en küçük edebi türünde bir hayli işlenmiş. Ata-sözleri, yüzyıllar boyunca dünyanın her yerinde, dayağı, kadınları itaat altına almak ve doğru yola sokmak için “doğal” bir. yöntem olarak lanse eder.

Akdeniz kültürlerindeki kadınlara karşı şiddede ilgili atasözleri dikkat çekici derecede yaygın ve birbirine benzer. İspanya, Portekiz ve Latin Amerika’nın atasözleri birbirlerine andırır. Aslen İspanya menşeli şu atasözüne Porto Riko’da da rastlanır: “Karınızı rayda tutmak için dövün ve eğer raydan çıkarsa, yine dövün.” Arap dünyasındaki koca dayağıy- la ilgili atasözleri, Afrika’da Sahra’nın güneyinde de prim yapıyor: “Karınızı düzenli bir biçimde dövün; neden dövdüğünüzü siz bilmeseniz bile o bilir.” Kadına karşı şiddet başka yerlerde de benzer şekillerde öneriliyor. Almanlar, “Kadınları ve pirzolayı ne kadar döversen o kadar iyidir” derken, Çinliler konuyu “Sopa faziledi kadınlar yaratır” diye özetliyor. İşte dünyanın farklı köşelerinden birkaç örnek daha:

Kadının sırtından sopayı, karnından sıpayı eksik etme. (Türkiye) 
Gonklar gibi kadınların da düzenli olarak dövülmeleri gerekir. (ABD)Dövülen kadın daha iyi bir zevce olacaktır. (Kore) Bir öküze ya da bir kadına kıymamazlık etmeyin. (Burma) 
Yük arabasının çivileri ve bir kadının kafası, ancak iyi vurulduğunda işler. (Hindistan) » Tanrı zevcesini dövenin rızkını arttırır. (Rusya) 
Bir kadın, bir köpek ve bir ceviz ağacı, bunları ne kadar çok döverseniz o kadar iyi olur (tüm Avrupa)

Şiddet, sıklıkla erkeklere “gerçek erkek” olduklarını kanıdamaları için öneriliyor. Mağrip’ten gelen bir Arap atasözünün dediği gibi: “Koyununu kese- meyen ya da (hak ettiği zaman) karısını dövemeyen erkeğin yaşayacağına ölmesi daha iyidir”. Şiddet ve korku genelde el ele gider. Anlaşılan o ki, ayakları kocasından daha çok büyüyen bir kadın üzerinde otorite sağlayamamak erkekte şüphe ve korku yaratıyor. Yüzlerce atasözü, erkeğin kadından daha aşağı konuma gelme ihtimaline dair bu saplantılı korkuyu yansıtıyor. Dayak atanlar patronun kendileri olduğuna dair bir illüzyon yaratmaya çalışırlar.

İnsanların âşık olunca duygularını kontrol edememeleri onları kolay incinebilir hale getirir. Atasözleri bir kadına duygusal olarak bağımlı olmanın korkusuyla, mütemadiyen kadın vücudunun dayanılmaz cazibesine, kadının saç, göz, etek, kalça ve bacağının mahveden gücüne ve felakete yol açan gü-zellik, aşk ve cinselliğe karşı uyarır. Bu sebeple çeşitli kültürlere ait atasözleri kadınların büyüleyici saçlarını kapatmalarını, kafa karıştıran gözlerini yere dikmelerini ve sorunlu kafalarını örtmelerini tavsiye eder. Mantıksız korkular şiddete yol açar.

Atasözleri sadece kadınlara karşı şiddet uygulaıyı önermekle kalmaz, aynı zamanda baştan çıkarma ve büyücülük gibi şeyleri kadınlara atfederek “uğursuzluğu” onlara mal eder.

Bunun altında yatan saplantı, kadınların erkekleri mahvetmek istediğine inanmak gibi gözüküyor. İnsanın arzu ve ihtiyaçlarını kontrol edememesinin verdiği rahatsızlık, kadınlara yöneltiliyor – tıpkı Adem ve Havva’nın tanıdık hi-kayesinde olduğu gibi. Görünen o ki, kadınlara karşı duyulan bu yersiz korku ve sabah-akşâm itaatkar bir karıya sahip olmanin getirdiği büyük avantajlar birleşiyor ve açıkça kadına karşı şiddete dair öğeler içeren ve çoğunlukla hoşça karşılanan atasözleri oluşmasına katkıda bulunuyor. Öte yandan, atasözleri kocalara dayak atılmasını salık vermez. Bu konuya neredeyse hiç değinmezler; değindiklerinde de bu durum büyük hayret uyandırması içindir:

Karısı tarafından yere serilen bir erkek bir daha kalkamaz. (Kumik dili, Rusya) 
Zevce kocasına vurduğu zaman yalnızca Tanrının yardımı dokunur. (İbranice)
Çok şükür, durum tamamıyla iç karartıcı değil. Şiddetin kendini haklı çıkarmasına karşı gelen birkaç atasözü de bulabildim: 
Sefil adamlar dışında kimse karısını dövmez. (Arapça, Lübnan) 
Bir kadını kırbaçlamak bir erkeğe şan getirmez. (İsveççe) 
Ancak toplum nezdinde itibarlı bir konumu olmayan adam evde karısını döver (Bengalce, Hindistan)
Karınızı dövmeniz size şeref getirmez. (Makedonya)

Atasözleri halk edebiyatının bir türüdür ve kadınları erkeklerin bakış açısından ele alır. Atasözlerine göre ideal bir eş itaatkar olmalı ve doğru yoldan sapmamalıdır. Görünmez ve duyulmaz olmalıdır; gayretli ve tutumludur; çekingendir; aşk ve cinsellikte ipleri eline almaz. Kocasının onu şekillendirmesine izin verir. Japonya’da “Genç bir zevce kocasının evine bir yankı ya da gölge olmalıdır” denirken; Hollanda’da “İyi bir kadının kafası yoktur” denir ve “bir kadının hiçbir isteği ve fikri olmaması idealdir” anlamına gelir. Bir kadın kocasına saygı duyup pohpohla- malıdır. Bir kadının ayakları kocasından daha büyükse, yani ondan daha iyi vasıflara sahipse, o ayakları acil olarak saklayıp evlilikte oluşabilecek sorunları engellemesi tavsiye edilir.

Peki kadınlar bu tarz sözlü ve fiziki şiddet hakkında ne düşünüyor? Ne yazık ki, atasözleri genelde erkeklerin “geleneğe” bakış açılarını yansıttığı için, bu kara ve çok eski örtünün sadece küçük bir ucu kaldırılmış durumda. Peki durum bugün nasıl? Günümüzde hiç olmadığı kadar fazla sayıda ülke, kadına karşı şiddeti suç sayan kanunlar çıkarmış durumda. Eğer bugün daha fazla kadının büyük ve yetkin ayaklarını saklamayı reddettiğini farz edersek, birlikte oldukları erkeklerde yarattıkları üstü kapalı korkular ne derece kayboldu? Çince bir atasözü “Ayakları büyük olan bir kadın odada tek başına kalır” der. Başka bir deyişle, başarılı kadınlar kolayca eş bulamazlar. Bir Amerikan atasözü ise “Bir kadının ünü, mutluluğunun mezarıdır” diye uyarır. İdeal bir ilişki, kadının küçümsenme, aşağılanma veya dayak yeme korkuları yaşamadığı ve erkeğin kadının toplum içindeki başarısı hakkında kaygı duymadığı ilişkidir. “Kadının büyük, hatta en büyük boy ayakları olması, gerçek bir adamı rahatsız etmez.” Peki bunu daha önce duymuş muydunuz?

Çeviren: Esra Yalçınalp – Birgün Gazetesi

SPONSOR REKLAMLAR

BENZER HABERLER

osman-baydemirin-geciine-izin-yok.jpg
Osman Baydemir’in geçişine izin yok

(adsbygoogle = window.adsbygoogle || []).push({}); Aralarında eski Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Başkanı Osman Baydemir’in de

polise-uzun-namlulu-silahla-saldr.jpg
Polise uzun namlulu silahla saldırı

(adsbygoogle = window.adsbygoogle || []).push({}); Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü tarafından yapılan açıklamada, dün gece saatlerinde

minibusculer-yol-kapatt.jpg
Minibüsçüler yol kapattı

(adsbygoogle = window.adsbygoogle || []).push({}); Balıkesir’de Edremit’e Ayvalık, Burhaniye ve Havran yönünden gelen yolcu minibüslerinin

Facebook Hesabınızla Bu Habere Yorum Yapabilirsiniz